Evde değilim ben.

Her şeyiyle kirmizi. Ne az, ne çok.

0 notes

Anonymous asked: herşeyde zevkini çok hoş buluyorum:) inşallah bigün tanışabiliriz güzel kız

teşekkür ederim, zevklerimizin ortak olması ne güzel:) tanışırız tabii

0 notes

oluyor arada sırada

Aykan’ın bizim eve gelmesiyle gitar takıntımın tekrardan başlaması bir oldu.

İyi mi kötü mü bilemiyorum, gerçekten evde sürekli gitar çalıyorum, çıkıyorum, geliyorum, gecenin köründe tekrar çalıyorum. Şimdilik odak Put Your Lights On, Hotel California ve Stand By Me yolunda ilerliyor. Umarım durmayı becerebilirim.

Olay anından görüntüler:

0 notes

Açıklamalı Merchant of Venice Özeti

UYARI: Türünün ilk (ve devamı gelmezse/özentilik yaşanmazsa da son) örneğidir.

ACT 1

~Venice’te: Antonio’nun arkadaşları (Salerio, Solanio, Gratiano, Lorenzo ve Bassanio) melankolik Antonio’yu neşelendirmeye çalışıyorlar, ama başarısız oluyorlar. Diğerleri gittikten sonra Bassanio, Antonio’dan borç para istiyor. Daha önce parasını çok düşüncesizce harcadığını itiraf ediyor, ama artık borçlarını ödeyip Belmont’a giderek Portia’yla evlenmek istediğini söylüyor. Antonio bütün parasının gemicilik işine bağlı olduğunu, ancak insanlar arasındaki itibarını kullanarak Bassanio’ya borç verebilecek birilerini bulabileceğini söylüyor.

~Belmont’ta: Portia, babasının vasiyeti yüzünden zırlayıp duruyor. Vasiyet, Portia’nın kiminle evleneceğiyle ilgili. 3 sandık var; altın, gümüş ve kurşun. Portia’yı istemeye gelenler bu sandıklardan bir tanesini seçmek zorundalar. Doğru olanın içinde Portia’nın resmi var ve o sandığı seçen herif Portia’yı da parasını da kapıyor. Bu arada yanlış seçenler hem olay mekanını anında terk etmek, hem seçimini kimseyle paylaşmamak, hem de başka hiçbir kadınla evlenmemek zorundalar. Portia da şekil ya, hhağmınea, gelen tekliflerin hiçbirini beğenmiyor, mıy mıy ediyor. Yok efendim cimriymiş de vahşiymiş. Sonra Türk kızları neden bu kadar sap. Neyse. Bu sırada Portia’nın hizmetçisi Nerissa’da Portia’nın moralini yerine getirmeye çalışıyor gariban.

~Venice’te: Bassanio, yahudi bir faizci olan Shylock’a kendisinden üç bin altın almak istediğini söylüyor. Shylock, parayı ancak Antonio’nun ona üç ay içerisinde tıpatıp aynı miktarı ödemesi şartıyla vereceğini söylüyor. Eğer parası üç ay içerisinde ödenmezse, karşılığında Antonio’nun kendisine 1 pound et (Antonio’nun kendi eti) vermesi gerekeceğini söylüyor. Shylock bu arada Antonio’dan nefret ediyor, çünkü Antonio zamanında Shylock’a Yahudi diye binbir öküzlük yapmış. Shylock, Antonio’nun ölmesi dilekleri içerisinde, etin Antonio’nun kalbine en yakın yerden kesileceğini söylüyor. Shylock da hiç az değil yani.

ACT 2

~Belmont’ta: Fas Prensi, riski alıp bu sandık oyununu oynamaya karar veriyor. Artist bir tip olduğundan altın sandığı seçiyor, artık hangi kafaylaysa. Hani hiçbir filmde hikayede falan altın olan çıkmaz abi, ne düşünüyordun? Bu arada kitapta Fas Prensi’nin bu sandığı seçmesinin sebebi olarak Portia’yı altın değerinde görmesi gösteriliyor ama bence kesin artistlikten. Altın sandık tabii ki de yanlış çıkıyor. Ooouuw! Neyse sonra Arragon Prensi geliyor, o da gümüş olanı seçiyor. Yanlış seçim. Ooouuwww! İki adam da ellerinde sandıkların görünüşüne bakmadan seçim yapmaları gerektiğini belirten birer notla mal gibi kalıyor.

~Venice’te: Shylock’ın hizmetçisi olan Lancelot, Shylock’ı bırakıp Bassanio’dan iş dilenmeye karar veriyor. Bassanio da kabul ediyor, yılışık işte. Gratiano, Bassanio’ya kendisiyle beraber Belmont’a gelip gelemeyeceğini soruyor, Bassanio da gel tabii diyor. Yılışıklık demiştik. Bassanio millete o gece düzenleyeceği davet/ziyafetin haberini yayıyor. Jessica, Shylock’ın kızı, Lancelot’un gidiyor olmasına üzülüyor, ve sonrasında da babasıyla yaşamaktan nefret ettiği ve bir Hıristiyan’la evlenmek istediği için depresif ergen triplerine giriyor. Bu arada Lancelot, Jessica ve Lorenzo arasındaki gizli evlilikleri ve Jessica’nın evden kaçışıyla ilgili mesajlaşmaları götürüp getiriyor. Shylock, Bassanio’nun davet/ziyafetindeyken, Jessica bir erkek gibi giyinerek Lorenzo’yla evden kaçıyor. Kaçarken de Shylock’un para ve mücevherlerinin bir kısmını almayı da ihmal etmiyor kaşar. Bassanio’yla beraber Belmont’a gidiyorlar. Ertesi gün insanlar, Shylock’ın kızının kaçışıyla ilgili çok üzüldüğünü (gerçi paranın arkasından daha çok üzülmüş gibi gözüküyor ama) ve Antonio’nun gemilerinin battığını duyduklarıyla ilgili dedikodu yapıyorlar.

ACT 3

~Hala Venice’te: Tubal, Shylock’ın Yahudi bir arkadaşı, Shylock’a Jessica’yı bulamadığını, ancak çok para harcadığını duyduğunu söylüyor. Dost acı söylermiş. Shylock’ın da haliyle morali bozuluyor, ama sonra Tubal kendisine Antonio’nun gemilerinin battığını haber veriyor. Shylock, Antonio’nun parayı ödeyememesi sonucunda sonunda intikamını alacağını düşünerek seviniyor.

~Belmont’ta: Portia Bassanio’yu sevdiği (aslında daha önce sadece bir kere görmüş ama artık bilemiycem) için onun doğru sandığı seçmesini istiyor. Bassanio, önceki yanlışlarından sonunda ders çıkartıp, dış görünüşten aldanmak istemediği için kurşun sandığı seçiyor. Ve tabii ki doğru seçim! Böylece Portia’yla evlenme hakkına sahip oluyor. Bu olaylar boyunca arka planda fingirdeşen Nerissa ve Gratiano da kendilerine birbirleriyle evlenip evlenemeyeceklerini soruyorlar. Portia ve Nerissa müstakbel kocalarına birer yüzük verip asla bu yüzüğü herhangi bir şekilde birisine vermemeleri ve kaybetmemeleri konusunda tembihliyorlar. Eğer yaparlarsa, kadınların evliliklerini bitirme hakları olacak. O sırada Venice’ten bir mektup geliyor çünkü hiçbir şey asla kusursuz değildir. Mektupta Antonio’nun parayı ödeyemediği için tutuklandığı, mahkemeye yollandığı ve Bassanio’yu çağırdığı yazıyor. Portia, Bassanio’ya biraz para vererek onu derhal Venice’e yolluyor. Hemen sonrasında çakal Portia ve Nerissa erkek kılığına girip gizlice erkekleri Venice’e kadar takip ediyorlar. Portia bir avukat taklidi yapmaya karar veriyor, e doğal olarak Nerissa da avukatın hizmetçisi oluyor. Birlikte Antonio’yu kurtarmak için plan yapmaya başlıyorlar.

ACT 4

~Venice’te: Mahkemede Dük, Shylock’tan Antonio’yu affetmesini diliyor. Shylock reddediyor ve sadece Antonio’nun etini istediğini söylüyor. Bassanio, Shylock’a paranın üç katını teklif ediyor (parayı bulunca nasıl uçtu belli değil, ne bu tripler?) ama Shylock kararından dönmüyor. Mahkemeye bir avukat kılığında gelen Portia, son bir kez Shylock’a önceden bahsedilen para teklifinde bulunuyor. Shylock’ın reddi üzerine, Portia ikiyüzlülük edip mahkemeye Shylock’ı ve Antonio’nun etine sahip olma hakkını savunuyor. Yalnız sonra yaptığı pisliğe bakın, tam Shylock Antonio’nun etini kesmek üzereyken bütün ortamı katlediyor. Anlaşmanın sadece et üzerine olduğunu, Shylock’ın bir damla bile kan dökemeyeceğini söylüyor. Ayrıca, Venice’te doğmayan insanların Venice’te doğan insanları öldürmeye çalışmasının da kanuna aykırı olduğunu belirtiyor. Kanuna göre Dük bu durumda Shylock’u öldürebilecek ve parasının yarısını Venice’e, yarısını Antonio’ya verebilecek şekilde gözüküyor. Ancak Dük hayırlı adam çıkıyor ve Shylock’un hayatını bağışlıyor ve parasını Shylock’a geri veriyor. Antonio, paranın kendi payına düşen diğer yarısını (çünkü acıması yok odun adamın) Jessica ve Lorenzo’ya gidecek bir vasiyete bağlıyor. Bunu yaparak da Shylock’a bir güzel nah çekmiş oluyor, hiç yapılır mı öyle iş? Neyse, sonuçta Antonio serbest bırakılıyor. Bassanio ve Antonio sevinçlerinden apışıp erkek kılığındaki Portia ve Nerissa’ya “Dileyin bizden ne dilerseniz” triplerine giriyolar. Zeki karılar da tabii ki yüzükleri istiyorlar. Sözde namuslu herifler başta yüzükleri vermeyi reddetseler bile sonra iradesiz ve karaktersiz iki jöle oldukları için dayanamayıp erkek kılıklı karıların peşlerinden koşup kendilerine yüzükleri veriyorlar.

ACT 5

~Belmont’ta: Portia ve Nerissa, Belmont’a Bassanio, Gratiano ve Antonio’dan hemen iki saniye falan önce varıyorlar. Karılar herifleri, yüzükleri başka kadınlara vermekle suçluyorlar. Bunu da anca kadın milleti yapar ha nasıl bir gereksizliktir, nasıl bir işsizliktir. Neyse bu herifleri baya bir süründürüyorlar. Sonra çok yufka gönüllüler ya, gerçeği anlatmaya karar veriyorlar. Cıs. Herifler yüzükleri bir daha kimseye vermeycekleri konusunda söz veriyorlar. İlkinde de vermeyiz vermeyiz dediler ama bakın noldu şimdi? Neyse bi de her şeyin üstüne oyunun sonunda Antonio’nun gemilerinin aslında batmadığı ortaya çıkıyor. Yani Shylock dışında herkes mutlu. Gemiler de nasıl artık batmadıysa, hani hangi dönemde gemiler battı diye dedikodu çıkar ki abi?

*

0 notes

O günden sonra rüyalarıma girdi hep

Sabahları zorladığım gülümsemeler geceleri yaktı canımı

Ruhu içime giriyordu sanki, karnımda bir düğüm

Peşimden geliyordu

Böyle sinsice bastıran gecelerde uyumadım hiç

Döndüm durdum etrafımda, sebepsizce, amaçsızca

Gözlerimi kapadığım an patladı içimde çığlıklar

Beni avlamaya geldi hep anılar

Görüntüler, sesler sardı etrafımı

Adımı fısıldadı kulağıma

Açıldı anında gözlerim

Neden yaptım bunu ona

Neden yaptım bunu bana

Neyim ben?

Deli miyim?

Katil miyim?

İnsanım ben insan

Sadece bir insan

“Sade”ce bir insan

Pişmanım

Pişman değilim

Bilmiyorum

Bilmiyorlar

Anlamadı

Anlamadılar

Anlamadım

1 note

Did you ever feel it?
Do you know what it’s like?
How can you ever know for sure?
We can’t be certain about it most of the time.
I can’t be certain most of the time.
I’ve been told it’s the best feeling in the world.
I’ve been told it’s the worst feeling in the world.
Then what could it possibly be like?

Let’s imagine it as if it’s a chocolate bar.

In the beginning, you’re so excited to eat it. You can’t hold yourself and you finally decide to open its package. It’s all under your control.
But after you open it, you can’t control yourself.
You WANT the chocolate.
It looks so tasty, it smells so good…
How bad could it possibly be?
So you first take a look at it-just to be sure. Looks good. No harm.
And then you nibble a tiny, tiny corner.
Yum.
It’s DELICIOUSSUPERSONICLYAWESOMEUBERSEXYZOMGWTF.
You’ve never tasted anything like it before. It’s just so. fucking. good.
You just simply start eating it. Eating and eating and eating it.
Once you’ve started, you can’t stop.
And then…
It’s gone.
You’ve eaten it all.
You’ve eaten it so fast that you’ve never even thought about enjoying the bite.
It’s gone. It’s over.
Stupid, stupid you.
You want more chocolate. But the chocolate isn’t there anymore.
And it’s all because of you.
You feel so bad that your friends try to make you feel better, but you just keep feeling sad.
Your friends offer you other chocolates, but they never taste the same as YOUR chocolate.
At first you can still feel the first chocolate’s taste, but after a while even that abandones you.
Everything you taste or smell or see reminds you of your chocolate, yet you can never replace it.
The chocolate doesn’t want you anymore.
It’s probably out there, being eaten by someone else already.
At one point you get so upset about it that you actually start blaming the chocolate. After all, here you are feeling sad, and where is it when it’s supposed to be right there, with you, making you feel better?
It just doesn’t seem fair.
When you feel at least a little better, you get up and look in the mirror for the first time in months.
WTF?
Your face is covered with zits, not to mention how much you’ve gained weight.
You look horrible.
That’s when you get angry.
At the chocolate, at your friends, but mostly, yourself.
But deep inside, you know that you have to move on.
You know that there will be other, better chocolates.
You know that it’s your turn now.
But you just can’t avoid the pain it brings…

There’s one word that’s never been used in this writing…
One word that can sum it all up.
Love.
Don’t we all love to love?